Özel Çocuklara Verilen Eğitim

26 Aralık 2015 Devamı

Ülkemiz nüfusunun %20’ si engelli. Asıl deyişle özel gereksinimli. Bu oranı çocuklar açısından konuşursak her 5 çocuktan bir tanesi özel gereksinimli. Anne olanlar çok iyi bilir. Bir bebeğin dünyaya gelişi, bakımı ve büyümesi için oldukça meşakkatli bir süreç yaşanır. Bu süreçte yaşanan stres, özellikle bebeğin yeni doğduğu dönemlerde alır başını gider. Bazen her şey farklı gelişir.

Bu sürece çocuğunun farklı gelişim gösterdiği teşhis sürecini ekleyelim. Yıkımın boyutlarını siz tahmin edin. Üstüne aile içi çalkantıları, tek başına mücadele verme zorunluluğunu, toplumun yüzeysel duyarlılığını…

İşte bu süreçte özel eğitim devreye girerek çocuğun gelişimi için avantaj yaratmaya çalışıyor. Ancak devletin ayda 8 saat verdiği özel eğitim desteği öyle yetersiz ki?

Haftada 2 saatlik özel eğitimle ne değişebilir?

Özel eğitim sürecini iğneyle kuyu kazmaya benzetebiliriz. Böyle olunca sürekli desteklenen, sürdürülebilir bir şey olması gerekir. Doğal gelişim gösteren çocuklar haftada 30 saat ücretsiz eğitim alıyorken, özel gereksinimli çocuklar neden haftada 2 saat alıyor?
Bu rakamı şöyle okuyabiliriz; devlet engelli çocuğa normal bir çocuğa verdiği desteğin 15’ te 1’ ini veriyor. Çok acımasızca değil mi?
Özel eğitim kanayan bir yara. Yıllar geçmesine rağmen halen daha sistemini oturtamamış olması feci bir kıyım.

Ülkede yetişmiş özel eğitim öğretmeni sayısı ihtiyacın çok altında.
İhtiyacı karşılamak için yeni bir sistem projelendirildi. 540 saatlik özel eğitim kursunu bitiren farklı branşlardaki öğretmenlere özel eğitim öğretmeni olma hakkı verilecek. Sistemdeki açığı karşılamak için alınmış çok acele bir karardan başka bir şey değil. Nasıl matematik alanında diploma sahibi olunmadan matematik öğretmeni olunamıyorsa, özel eğitim de böyledir. Bu konuda 4 yıllık fakülte bitirmeden bu işi layığıyla yapamazsınız. Günü kurtarmak için, derslerin boş geçmemesi için planlanan bu yol özel gereksinimli çocuklar için kayıptır. Açıkçası şunu söyleyebilirim: bir öğretmen özel eğitim bakış açsısına sahip olmadan, acıyarak bu işi yapacaksa, hiç yapmasın daha iyi.

Okul var, bina var ama eğitimci yok. Örneğin İzmir’ de son teknolojik imkanlarla otizmli çocuklar için bir okul açıldı. Bina güzel, imkanlar iyi ama öğretmen yok. Daha doğrusu özel eğitim alanını bitirmiş, konuya hakim özel eğitimci yok.
Eğitimde teknolojik imkanlar hedeflenen başarıyı sadece ve sadece % 10 oranında etkiler. Yani 9 adımı sizden 1 adımı teknolojiden gelir. Bu nedenle uzman öğretmen istihdam edilmeyen bir alanda sınıfta akıllı tablet olursa sadece 1 adım atılmış olur.
Özel eğitim davranış yönetimi ister. Davranış yönetimi uzman ve deneyimli öğretmen ister. Bunca sorun ve sıkıntı bir arada yaşanıyorken üzerine haftada sadece 2 saatlik eğitimin alınması oldukça yetersiz.

Sorunlar nasıl aşılır?

  • Okul öncesi dönemde haftalık 2 ders saati bireysel eğitim desteğini haftada en az 10 saate çıkarmalı.
  • Yıllık 90 seanslık fizyoterapi çok az. Bunu 30-30-30 bölüm şeklinde doktorlar raporlandırıyor. Ancak son 30 seansı pek çok reçetelendirmek aileler açısından çok zor. Bu konuda devletin elinden geleni yapması lazım.
  • lk ve orta okulda kaynaştırma eğitimi gerçekten çok sorunlu. Müdürler, öğretmenler ve hatta çocuklar özel eğitim sınıfını genelde istemiyorlar. Okul yöneticileri mecburi olarak özel eğitim eğitiminden geçmeli.
  • Daha fazla özel eğitim öğretmeni istihdam edilmeli.
  • Sistem içindeki öğretmenlerin 540 saatlik formasyonla özel eğitime geçmesi yerine bu konuda lisans ve yüksek lisansı olanlar görev alsın. Özel eğitimin kalitesi adına bunu yapmak şart.
  • Rehabilitasyon merkezleri daha sıkı denetlenmeli. Çalışan eğitimcilerin uzamn kimliğine öncelik verilmeli.

Kategori: Çocuğum, Genel, Haberler