Sezaryen ameliyatlarında anestezi ve aneljezi

06 Nisan 2012 Devamı

Sezaryen, rahimin cerrahi olarak açılmasıyla bebeğin dışarı çıkarılması operasyonudur. Çok uzun yıllardan beri sıkça uygulanan ve 20-30 dakikada tamamlanabilen bir müdahale olmasına rağmen sonuçta büyük bir batın cerrahisidir ve çeşitli riskleri vardır.

Bu yüzden konunun uzmanları mecbur kalınmadıkça tercih edilmemesini tavsiye ederler. Ama ihtiyaç olduğunda, anne ve bebeğin hayatını kurtaran önemli bir yöntemdir.

Bir ara bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de doğum ağrısı çekmemek veya estetik kargılarla istekli, keyfi sezaryenler çok yaygınlaşmıştı. Epiduralle ağrısız normal doğum yapılabildiği duyulunca, doğal olarak doğum yapmak, o anı yaşamak isteyenler çoğaldı. Hatta son yıllarda yurtiçi ve yurtdışında sezaryen sonrası normal doğumun (SSND-Vaginal Birth After C-Section-VBAC) popüleriği arttı. SSND’nin normal doğuma göre en büyük riski doğum sancıları esnasında rahimin önceki kesi yerinden yırtılması; kanamayı durdurmak için rahimin alınması ve hatta aşırı kanamağa bağlı anne ve bebek kaybedilmesidir. Bu yüzden SSND ancak önceki sezaryenı gerektiren durum ortadan kalktı ise, her türlü acil müdahalenin yapılabileceği kliniklerde tecrübeli doğum doktorlarının gözetiminde denenmelidir.

Bazen, anneye veya bebeğe bağlı çeşitli sebeblerle normal doğum olamayacağı önceden belli olur ve doğum eylemi başlamadan sezaryen programlanır. Buna primer (Planlı, elektif) sezaryen denir. Önceki doğumun yakın zamanda sezaryenle gerçekleşmiş olması, doğum kanalında deformite yani şekil bozukluğu veya enfeksiyon bulunması, bebeğin doğuma uygun olmayan pozisyonda veya aşırı kilolu (4.5 kg üstü) olması veya plesantanın çıkış yoluna yerleşmesi gibi durumlar planlı sezaryen için gerekliliktir.

Önce normal doğum düşünürken, doğumun ilerlememesi, bebek kalb seslerinin bozulması gibi sebeblerden ötürü doğum sancıları başladıktan sonra acil olarak yapılanlara seconder (ikincil) sezaryenlar denir.

Primer, planlı sezaryenlarda komplikasyon oranı, sekonder (Acil) sezaryenlara göre oldukça düşüktür.

Bebek sahibi olmak unutulmaz bir deneyimdir. Eğer normal doğumunuz sezaryene dönmesi gerekirse bunu bir başarısızlık olarak düşünmeyin ve mutsuz olmayın. Bir sezaryen operasyonu da normal doğum kadar güzel, memnuniyet verici olabilir. En önemli şey; sizin ve bebeğinizin sağlığı ve emniyetidir. Bazen bunu sağlayan tek yol sezaryen olabilir.

DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE SEZARYEN ORANLARI

Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ-WHO) göre sezaryen oranı % 17 olmalıdır ve bir merkezdeki oran bu yüzdeyi geçerse “sezaryen yapılma nedenleri tekrar gözden geçirilmelidir !”
– Hollanda, Belçika, Norveç, Finlandiya sezaryen oranı en düşük ülkelerden bazılarıdır. Bu ülkeler sezaryen oranını 2000 yılından günümüze kadar %13-16 civarında korumaktadır.
Bu oran Fransa’da 1996 da %16.8, İngiltere’de 1990’da %11.4, İsveç’te 1990’da %10.8,1997 de %13, Latin Amerika’da 1999’da % 40’dır.

1980 yılında ABD de tüm doğumlardaki sezaryen oranı %24 iken, yapılan çalışmalarla 1996’da %20.6’a indirilmiştir. Günümüzde % 29 civarıdır.

– Almanya’da sezaryen oranı son on yılda %20’den %30’a çıkmıştır.
– Çoğu ülkede sezaryen son 20 yılda artış göstermiştir ancak Türkiye’deki artış rekor düzeye ulaşmıştır.

1999’da Türkiye genelinde yapılan bir çalışmada, üniversite hastanelerinde % 42.4, Özel hastanelerde %75-80 olarak bulunmuştur. 2007 yılında hastane doğumlarında sezaryen oranı %42, 2010 yılında %49.7’dir. Ülkemizde 2013 yılı ortasına kadar sezaryen oranının %35’e indirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla çeşitli kampanyalar, eğitimler yapılması planlanmıştır.

Sezaryen oranı en yüksek bölge batı ve güney bölgelerimizdir. En az sezaryen oranı güneydoğu anadolu bölgesindedir.
– Kentsel bölgelerde sezaryen oranı daha yüksektir.
– Annenin veya babanın eğitim düzeyi arttıkça sezaryen oranlarında artış izlenmektedir.

Sezaryende anestezi seçiminde; sezaryen sebebi ve aciliyetinin derecesi, hastanın ve doktorunun tercihi, anestezioloğun tecrübe ve mahareti önemli rol oynar.

Annenin kendisini en rahat ve emniyette hissettiği, bebek için en uygun olan ve doğum hekiminin en rahat çalıştığı yöntem o hasta için en ideal seçimdir ve her hasta için değişebilir.

Genel anestezi (Narkoz) ile sezaryen

Ülkemizde sezaryenlar, gelişmiş ülkelerin aksine, alışılageldiği gibi çoğunlukla genel anesteziyle yapılır.

Önce anne adayının operasyon yapılacak bölgesi antiseptik sıvılarla silinir ve üstü steril örtülerle örtülür. Bu arada ameliyathaneler soğuk olduğu için ve heyecandan ötürü anne biraz üşüyebilir. Sonra damar yoluyla verilen ilaçla uyutulmağa başlanır. Hasta uyur uymaz bebek hızla çıkarılır. Boyanma ve örtülme işlemlerinden sonra anesteziye başlanmasındaki amaç, bebeğin olabildiğince az narkoz almasıdır. Hava yolu bir entübasyon tübü veya laryngeal maske ile emniyete alındıktan sonra nefes yoluyla verilen uyutucu gazla anesteziye devam edilir.

Anne operasyon bittikten kısa süre sonra uyanır, sorulara cevap verir ama uyku sersemliği vardır. Bazı hastalarda bulantı veya kusma ve hafif bir ağrı olabilir. Bir kısım hasta da; ağrı eşiği farklılıklarından (Ağrıya karşı hassasiyet farkından) ötürü operasyon sonrası ciddi ağrı hissedebilir. Özellikle bazı doğum doktorlarının; kesi yerinde kanama olmasın diye koydurduğu kum torbaları ağrıyı çoğaltabilir. Damardan kalçadan veya rektal yolla (Makattan fitil olarak) verilen ağrı kesicilerle azaltılır, yok edilebilir.

Genel anestezide; karındaki bebek, mideye basınç yaptığı için anestezi başlarken veya bitiminde mide içeriğinin (asit salgısının) ağza gelmesi sonra da akcigerlere kaçması riski vardır.

Gelişmiş ülkelerde sezaryenler da gittikçe artar oranda bölgesel analjezi kullanılmaktadır.

ABD’de sezaryen operasyonlarında 1980 yıllarında %55-60 oranında bölgesel analjezi uygulanırken bu oran 1997 de % 92’lere kadar yükselmiştir. İngiltere’de 1997’de yapılan bir araştırmada bu oran % 78’dir.

Bölgesel anestezi teknikleri arasında en çok tercih edileni ise spinal anestezidir.

Bölgesel analjezi ile sezaryen

Bölgesel anestezi de anne adayı uyanıkdır, kendindedir, ama vücudunun alt kısmı hissizdir. Burada yapılan işlemlerden hiç ağrı, acı duymaz.
Bu yöntem anne ve bebek için daha güvenlidir. Ve anne adayı ve eşinin doğum eylemini; o anı beraberce yaşamalarını sağlar.

Üç tür bölgesel analjezi yöntemi vardır.

1-Spinal analjezi:

En sık tercih edilen yöntemdir. Hem planlı hem de acil sezaryenlarda kullanılabilir. Vücudumuzun alt bölgesinden yukarıya hisleri ve yukarıdan alt bölgelere hareket emirlerini taşıyan sinirlerin oluşturduğu kordon omurgamız ortasında, içinde sıvı olan bir kılıfla çevrilmiştir. Spinal anestezi de çok az miktar lokal anestezik ilaç, bu kılıf içindeki sıvıya, incecik bir iğne ile verilir. O yüzden etki hemen başlar ve çok nettir. Ağrı, acı duyusuyla beraber dokunma ve ısı duyuları da geçici olarak kaybolur. Hatta bir müddet hareket bile edilemeyebilir.

2-Epidural analjezi:

Duaramater zarının dış kısmına epidural alana ilaç verilir.Genellikle kateter de takılıp operasyon sonrası ağrı kontrolu için de kullanılır.

Daha çok, normal ağrısız doğum için epidural kateter takılan anne adaylarında daha sonra sezaryen gerektiğinde kullanılır. Anneye ek bir iğne yapmadan, hiç narkoz da vermeden sadece epidural kateterden biraz daha ilaç verilerek operasyon için yeterli analjezi sağlanır. Spinale göre daha fazla miktar ilaç verilir. Etki biraz daha geç başlar ama daha da uzun sürer.

3-Kombine epidural-spinal: Spinal ile operasyon esnasında epidural kateterle ise operasyon sonrası ağrı gideriminde yararlanılır. Uygulama süresi daha uzundur. Uzman ellerde uygulanmalıdır.

Sezaryan da bölgesel analjezinin avantajları

*İyi uygulanan bölgesel analjezi her zaman siz ve bebeğiniz için daha emniyetlidir.
*Doğumunuzu, bebeğinizin dünyaya geldiği o güzel anı eşinizle beraber yaşamanıza imkan verir.
* Bebeğinizi biran önce kucağınıza alabilir, kısa süre içinde beslemeğe başlayabilirsiniz.
* Operasyon sonrasında uyku hali, sersemlik, bulantı kusma ve ağrı ve sancınız olmaz.

Kategori: Uzm.Dr. Nezih Berksoy