Jüvenil İdyopatik (Romatoid, Kronik, JRA) Artrit

12 Eylül 2012 Devamı

Nedir?

Jüvenil idyopatik (romatoid) artrit (JİA, JRA), kalıcı olabilen eklem iltihabı ile ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Eklem iltihabının yani artritin tipik bulguları ise etkilenen eklemdeki ağrı, şişme ve hareket kısıtlılığıdır. “İdyopatik” sözcüğü, neden oluştuğunu bilemediğimiz hastalıklar için kullanılan yabancı kökenli bir terimdir. Jüvenil ise belirtilerin başlangıcının 16 yaşından önce başladığını belirtmektedir.
Kronik hastalık ne demektir?
Bir hastalık kronik ise uygun tedavi ile hızlı bir iyileşme görülmemekte yalnızca belirtilerin ve laboratuvar tetkiklerinin düzelmesi mümkün olmaktadır. Bu ayrıca, tanı konduğu zaman çocuğun hastalığının ne kadar süreceğini öngörmenin olanaksız olduğu anlamına da gelir.

Sıklığı nedir?

JİA, 100.000 çocuktan 80-90’nini etkileyen nadir bir hastalıktır. Ülkemizde ise 100.000 çocuktan yaklaşık 64’ü etkilenmektedir.

Hastalığın nedenleri nelerdir?

Bağışıklık sistemimiz, bizi enfeksiyonların saldırısından korur (virüs ve bakteriler). Böylelikle yabancı ve potansiyel olarak tehlike yaratabilecek olanları, bize ait ve masum olanlardan ayırır. Kronik artitlerin, bağışıklık sistemimizin yabancıyı kendi hücrelerinden ayırma kapasitesini kaybederek kendi eklem elemanlarına saldıracak şekilde anormal bir yanıt geliştirmesinin bir sonucu olduğuna inanılır.
Bu nedenle, JİA ve benzerleri, kendi vücudunun organlarına zarar veren bağışıklık sistemi sonucu ortaya çıkan hastalıklar anlamına gelen “otoimmün” hastalıklar olarak adlandırılır. Ama pek çok kronik iltihabi hastalıkta olduğu gibi, JİA’ da da kesin mekanizmalar bilinmemektedir.

JİA kalıtsal bir hastalık mı?

Doğrudan ebeveynlerden çocuklara aktarılamadığı için, JİA kalıtsal bir hastalık değildir. Ama hastalığın bir alt grubu olan entezitle ilişkili artrit ailesel geçiş gösterir. Bu hastalığın birçok faktöre bağlı olarak geliştiği düşünülmektedir. Genetik yatkınlık ve çevresel etkenlerin (büyük olasılıkla enfeksiyonlar) ortak sonucu olarak hastalığın ortaya çıktığı düşünülmektedir. Genetik bir yatkınlık düşünülse de aynı ailede iki hasta çocuğun olması durumu çok nadirdir.

Nasıl tanı konulur?

Etkilenen eklemde oluşan artrit, 16 yaşından önce başlamış ve 6 haftadan uzun sürmüşse (viral ya da bakteriyel enfeksiyonları izleyerek oluşan geçici artrit tiplerini dışlamak amacıyla) ve nedenleri bilinmiyorsa (artritten sorumlu olabilecek diğer bütün hastalıklar dışlanmışsa) bu durum JİA olarak değerlendirilebilir.
Başka bir deyişle, JİA terimi, çocuklukta ortaya çıkan ve kaynağı bilinmeyen bütün kalıcı artrit çeşitlerini içerir. JİA baslığı altında değişik artrit çeşitleri de tanımlanmıştır
Sonuç olarak, JİA tanısı, artritin varlığı ve kalıcı olmasına, tıbbi öykü ile diğer hastalıkların dışlanmasına ve fizik muayene ile laboratuvar incelemelere dayanır.

Eklemlere ne olur?

Eklem içindeki sinovyal sıvının miktarı artarken, normalde çok ince olan eklemi saran sinovyal zar kalınlaşır ve iltihabi hücrelerle dolar. Bu, şişkinlik, ağrı ve hareket kısıtlılığına neden olur. Eklem iltihabının önemli bir bulgusu da uzun süreli dinlenmeden sonra ortaya çıkan eklem sertliğidir. Eklem tutukluğu, bu yüzden özellikle sabahları görülür (sabah sertliği).
Çocuk sıklıkla iltihaplı eklemini hafif bükerek tutar ve böylece ağrısını azaltmaya çalışır. Bu pozisyona, ağrıyı azaltmak için yapıldığı anlamına gelen “antaljik” ismi verilir.
Eğer doğru tedavi edilmezse, eklem iltihabi sonucu sinovyal zar çok kalınlaşabilir (sinovyal pannus) ve buradan salınan çeşitli maddeler eklem kıkırdağında ve kemikte aşınmaya yol açabilir.
Antaljik pozisyonun uzun süre korunması kas atrofisine, yani kasların ve yumuşak dokuların gerilip kısalmasına ve sonuç olarak bükülme deformitesine yol açar.

Hastalığın değişik tipleri var mıdır?

JİA’nın çeşitli değişik tipleri vardır. Ayrım esas olarak ateş, döküntü, perikardit (kalp zarının iltihabı) gibi sistemik bulguların olup olmamasına ve tutulan eklemlerin sayısına (oligoartiküler ya da poliartiküler JİA) göre yapılır. JİA’nın değişik tiplerinin hastalığın ilk 6 ayında görülen bulgulara göre sınıflandırılması konusunda uzlaşılmıştır. Bu nedenden dolayı bunlar ayni zamanda başlangıç tipleri olarak adlandırılır.

Sistemik JİA: Artritin yanı sıra sistemik bulguların varlığı ile karakterizedir. Sistemik demek vücudun çeşitli organlarının belirgin ateşle birlikte tutulması demektir. Başlıca sistemik bulgular sabah akşam yükselen ateşle birlikte olan gövdeye yerleşen pembe renkli döküntülerdir. Diğer bulgular ise kas ağrısı, karaciğer, dalak ve lenf düğümü büyümesi, akciğer ve kalbi saran zarların iltihabıdır (plörit ve perikardit). Genellikle çoklu eklem tutulumu (poliartiküler) ile birlikte olan artrit (5 ya da daha fazla eklemi tutan), hastalığın başlangıcında olabilir ya da sonra ortaya çıkabilir. Hastalık her yastan çocuğu etkileyebilir.

Hastaların yaklaşık yarısında ön planda sistemik bulgular görülür. En iyi hastalık gidişi ve tedaviye yanıt bu hastalarda gözlenir. Hastaların diğer yarısında, genellikle zaman içinde sistemik bulgular azalır ve eklem tutulumu önem kazanır. Küçük bir grup hastada ise sistemik bulgular eklem tutulumu ile birlikte gözlenir. Bu grup hastalık çocuklarda ciddi eklem hasarı ile birlikte sürer. Sistemik JİA, ülkemizde görülen JİA olgularının yaklaşık % 25’ini oluşturur; tipik olarak çocuklarda görülür, erişkinlerde nadirdir.

Poliartiküler JİA: Hastalığın ilk 6 ayında, yukarıda söz edilen sistemik bulgular olmaksızın 5 ya da daha fazla eklemin tutulumu ile ortaya çıkar. Kanda dolasan bir otoantikor olan romatoid faktörün (RF) olup olmamasına göre, poliartiküler JİA iki alt gruba ayrılır: RF negatif ve RF pozitif

— RF-pozitif poliartiküler JİA: Çocuklarda nadirdir (tüm JİA hastalarının %5’inden az). Erişkin RF pozitif romatoid artritinin eşdeğeri olarak kabul edilir (yetişkinlerdeki en önemli kronik artrit tipi). Özellikle el ve ayakların küçük eklemlerini etkileyen ancak diğer eklemleri de tutabilen simetrik artrite neden olur. Kızlarda erkeklere göre çok daha sıktır ve başlangıcı genellikle 10 yaşından sonradır. Sıklıkla ağır seyreden bir artrittir.

— RF-negatif poliartiküler JİA: Tüm JİA olgularının yaklaşık %15-20’sine karşılık gelir. Muhtemelen değişik hastalıkları kapsayan karmaşık bir tiptir. Herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir. Hastalığın karmaşıklığı hastalık seyrinin değişkenliğinden de belli olur.

Oligoartiküler JİA: Hastalığın ilk 6 ayında sistemik bulgular olmaksızın 5’ten daha az eklemin tutulumuyla karakterizedir. Büyük eklemleri (dizler ve ayak bilekleri) asimetrik şekilde tutar. Bazen yalnız bir tek eklemin tutulumu (monoartiküler tip) söz konusudur. Bazı hastalarda ilk 6 aydan sonra eklem tutulumu 5 ya da üstüne çıkar; bu tipler “uzamış oligoartrit” olarak adlandırılır.

Oligoartrit genellikle 6 yastan önce baslar ve kız çocuklarda daha çok görülür. Hastalığın birkaç ekleme sınırlı kaldığı hastalarda uygun tedaviyle hastalık gidişi genellikle iyidir; eklem tutulumunun yayılımı söz konusu olursa hastalık seyri de değişkenlik gösterebilir.

Hastaların önemli bir kısmında ciddi göz komplikasyonları gelişebilir. En önemlisi, gözü saran bir tabaka olan ve kendi damar yatağını içeren uveanın ön bölümünün iltihabıdır (ön üveit). Uveanın ön bölümü iris ve silyer cisimden oluştuğu için komplikasyon ya kronik ön üveit ya da kronik iridosiklit olarak adlandırılır. Bu çocuklarda göz tutulumu anti-nükleer antikor (ANA) pozitifliği ile ilişkilidir. ANA, başka otoimmün hastalıklarda da görülen bir otoantikordur. Bu durumda hücre kendi çekirdeğine karşı antikor oluşturmaktadır. Bu çocukların tümü aynı zamanda deneyimli bir göz hekimi tarafından da izlenmelidir.

Eğer zamanında tanınamaz veya tedavi edilmeden bırakılırsa, ön üveit ilerleyip göze çok ciddi zarar verebilir. Bu nedenle bu komplikasyonun erken tanınması çok büyük önem taşır. Ön üveit gözlerde kızarıklığa neden olmadığından ve çocuk da görme kaybından yakınmadığı için, ailenin ve doktorların dikkatinden kaçabilir. Bu nedenle yüksek riskli çocukların bir göz doktoru tarafından özel bir alet yardımı ile (biyomikroskop) 3 ayda bir periyodik olarak muayene edilmesi zorunludur.
Oligoartrit, Batı toplumlarında JİA’nın en sık görülen tipidir (olguların %50’si). Türk JİA’lı hastalarda ise bu oligoartiküler tipe daha az rastlanır ve bu nedenle ANA pozitifliği ve üveit sıklığı bati ülkelerindeki kadar yüksek oranda değildir. Üveit ile birlikte görülen ANA pozitif (bkz laboratuvar incelemeleri) tipi hastalık çocuklara özgüdür ve erişkinlerde görülmez.

Jüvenil psoriatik artrit: Artrit, sedef hastalığı (psöriasis) ile ilişkili olursa bu ismi alır. Sedef hastalığı çoğunlukla diz ve dirseklerde yerleşen yama seklinde deri soyulmalarıyla giden bir deri hastalığıdır. Bazen tırnaklarda ve parmaklarda değişikliklere yol açabilir. Deri hastalığı artritin görülmesinden sonra ya da önce olabilir. Hastalığın bu tipi klinik bulgular ve prognoz açısından değişkinlikler gösterir. Ailede sedef hastalığı olan başka birisinin olması bir risk faktörü oluşturur.

Entezit ile ilişkili artrit: Bu alt grubun en önemli özelliği alt ekstremitelerin büyük eklemlerini etkileyen, entezit ile ilişkili olan asimetrik oligoartrittir. Entezit, bağların (tendonların) kemiklere tutunma noktası olan kirişlerin (entezislerin) iltihabıdır. Ülkemizdeki JİA hastalarının çoğu bu gruba girer. Bu tipte ağrının en sık görülme yeri ayakta topuğun arkasında ya da altındadır. Bazen bu hastalarda oligoartiküler tiptekinin aksine, kırmızı göz, gözlerde sulanma, ışığa duyarlılık bulgularının gözlendiği akut ön üveit tablosu ortaya çıkabilir. Çoğu hastanın HLA-B27 denen laboratuvar tetkiki sonucu pozitiftir. Hastalık başlıca erkekleri etkiler ve genellikle 7–8 yaşından sonra baslar. Hastalığın seyri değişkendir. Bazı hastalarda hastalık iyileşme gösterirken diğerlerinde ilerleyerek, sakroilyak eklemlerin (omurga ile leğen kemiğini birleştiren eklemler) tutulumundan başlamak üzere omurganın tümünü etkileyebilir. Gerçekte, hastalığın bu tipi, yetişkinlerde daha sık görülen ve omurgayı etkilediği için spondiloartropati olarak adlandırılan hastalık grubuna aittir.

Kronik iridosiklitin nedeni nedir? Artrit ile bir bağlantısı var mıdır?

Artritte olduğu gibi, göz iltihabına da göze karşı gelişmiş anormal bir immün yanıt neden olur (otoimmün). Ne var ki, kesin mekanizmalar bilinmemektedir.

Bu istenmeyen durum, oligoartiküler tipteki ve antinükleer antikor pozitif olan (ANA) daha ufak çocuklarda gözlenir.
Göz bulgularının eklem hastalığı ile ilişkisi tam olarak bilinmemektedir. Artrit ve iridosiklitin birbirinden bağımsız bir seyir gösterdiğini hatırlamak gerekir, bu yüzden artrit iyileşme dönemine girse bile düzenli aralıklarla göz muayeneleri sürdürülmelidir. İridosiklitin gidişi artritten bağımsız olarak, periyodik alevlenmelerle karakterizedir.
İridosiklit, genellikle artrit başlangıcını izleyerek ortaya çıkar ya da artrit ile birlikte saptanabilir. Daha ender olarak artritten önce görülür.

Çocuklarda hastalık erişkindekinden farklı mıdır?

Erişkinlerde görülen romatoid artrit daha çok tekil bir hastalık şeklinde sürer, çocuklarda ise JİA farklı tabloları içeren bir hastalık şeklinde ortaya çıkmaktadır. Erişkin romatoid artrit olgularının yaklaşık %70’inden sorumlu olan poliartiküler RF pozitif tip JİA olgularının %5’inden daha azını oluşturur. Erken başlangıçlı oligoartiküler tip JİA, erişkinlerde karşılığı olmayan, sadece çocuklarda görülen bir alt gruptur. Nadir de olsa erişkinlerde de görülen sistemik JİA da, daha çok çocuklara özgüdür.

Hangi laboratuvar incelemelerin yapılması gereklidir?

Tanı anında, JİA’nın tipini dahi iyi belirlemek ve kronik iridosiklit gibi bazı komplikasyonları geliştirme riski taşıyan hastaları saptamak için, klinik bulgularla ilişkili bazı laboratuvar incelemeleri gereklidir. Ama kesin tanı çoğunlukla klinik bulgulara dayanılarak konulmaktadır.

Romatoid faktör (RF), erişkin RF pozitif romatoid artritinin çocukluktaki eşdeğeri olan poliartiküler tipteki JİA’ da pozitif, devamlı ve yüksek yoğunlukta görülen bir otoantikordur.
Antinükleer antikor (ANA), oligoartiküler erken başlangıçlı JİA hastalarında sıklıkla pozitiftir. ANA testi pozitif olan oligoartiküler JİA’lı çocuklar kronik iridosiklit geliştirme açısından en riskli gruptur. Bu nedenle, bu hastaların üç ayda bir göz muayenelerine gönderilmesi gereklidir. ANA ve RF ülkemiz sağlıklı çocuklarının ortalama %4’ünde pozitif olarak bulunmaktadır.

HLA B–27, entezit ile ilişkili artrit hastalarının %80’inde pozitif olan bir hücresel belirleyicidir. Sağlıklı toplumdaki sıklığı ise çok daha düşüktür(%5–8).

Laboratuvar incelemelerden çok klinik bulgulara dayandırılırsa da, hastalık kontrolünde, eritrosit sedimantasyon hızı (ESH) ya da C reaktif protein (CRP) gibi genel iltihabin yaygınlığını belirleyen bazı laboratuvar incelemeleri de yararlı olabilir.

Kullanılan ilaçlara bağlı olarak hastalarda olası ilaç toksisitesini değerlendirmek amacıyla düzenli aralarla incelemeler gerekebilir (karaciğer enzimleri, kan sayımı, idrar tahlili gibi). Belli aralıklarla istenen röntgen incelemeleri hastalığın seyrini değerlendirmek ve dolayısı ile tedavi rejimini belirlemek için yararlıdır.

JİA iç organlara zarar verebilir mi?

Çok nadiren iç organ zararı ortaya çıkar. Hastaların %5 kadarında böbrekte amiloid denen bir madde birikip böbrek yetmezliğine neden olabilir. Sistemik tip’de çok nadiren kalp zarında ve kasında hastalık olabilir ancak kortizon tedavisi ile hızla düzelir. Uzun süren hastalıklarda kansızlık (anemi) oluşabilir. İyi ve uzun süreli bir tedavi ile amiloidozun ortaya çıkışı engellenebilir, anemi düzeltilebilir.

JİA büyüme geriliği yapar mı?

Jüvenil idyopatik artritli çocuklarda büyüme birkaç nedenle geri kalabilir. Hastalığın kendisi baskılanamayan iltihabi süreçten ötürü büyümeyi yavaşlatabilir. Özellikle sistemik tip olarak başlayan ve sonra poliartiküler tip olarak devam eden hastalar en çok etkilenenlerdir. Ayrıca uzun süre ve bölünmüş doz olarak kullanılan kortizon tedavisinin de büyümeyi yavaşlatıcı etkisi vardır. Bu nedenle çocuk hastalarda kortizon sabahları tek seferde verilmelidir. Böylece ilacın büyüme üzerindeki olumsuz etkisi en aza indirilebilir.
Büyümenin yeniden hızlanması için hastalığın kontrol altına alınması gerekmektedir. Büyüme hormonu ile yapılan tedavilerden bütün hastalar net bir yarar sağlayamamıştır. Beslenme ve egzersizin büyüme üzerine olumlu etkileri vardır.

Hastalık nasıl süregelir?

İyi bir tedavi ile hastaların yaklaşık %60’ında hiç sakatlık kalmaz, %30 kadarında erişkin yaşlara hafif-orta derecede hareket kısıtlıkları ile ulaşırlar, %5 kadarında ise orta- ağır kısıtlılık söz konusudur.

JİA’da tedavinin amacı nedir?

Tedavinin amacı hiç ya da mümkün olan en az fiziksel ve psikolojik zarar ile çocukları erişkin yaşlara ulaştırmaktır. Çocuklar erişkin hastalardan farklıdırlar, çünkü büyümeleri sürmektedir. Onun için ilaç tedavisinin yanında fizyoterapi, atelleme, ortopedik girişim ve psikolojik destek tedavileri gerekmektedir. Tedavi grubuna hekim, fizyoterapist, psikolog yanında aileyi de etkin bir şekilde katmak gerekmektedir. Tedavinin başarılı olması için grup çalışması şarttır.

JİA’lı hastalar nasıl tedavi edilir?

Tedavinin ana amacı çocukların normal bir yasam sürmesini sağlamak ve hastalığın kendiliğinden iyileşmesini beklerken, öngörülemeyen bir süre içinde oluşabilecek eklem ve organ hasarlarını önlemektir. Bir diğer önemli amaç ise çocuklara bir yaşam boyu gerekecek olan eklemlerin fizyolojik özelliklerinin kaybolmamasını sağlamaktır. Tedavi temel olarak, sistemik ve/veya eklem iltihabini engelleyen ilaçların kullanımına ve eklem işlevini koruyucu ve deformiteleri önleyici iyileştirme yöntemlerine dayanır.

Tedavi oldukça karmaşıktır ve değişik uzmanlık dallarının ortak çalışmasını gerektirir. (çocuk romatologu, ortopedist, fizik tedavi uzmanı ve göz doktoru). Tedavide kullanılabilen ilaçlar aşağıda sırası ile anlatılmıştır:

1) Non-steroidal anti-inflamatuar ilaçlar (NSAII), (steroid olmayan iltihap gidericiler): Bu ilaçlar semptomatik iltihap giderici ve ateş düşürücü ilaçlardır. Semptomatik demek, hastalığın iyileşmesini sağlamadığı halde iltihaba bağlı bulguları kontrol etmeye yarayan ilaç demektir. En yaygın kullanılanları naproksen, endometasin ve ibuprofendir, ayrıca aspirin de etkili ve ucuz bir ilaç olmasına karşın, olası yan etkilerinden dolayı günümüzde daha az kullanılmaktadır (özellikle sistemik JİA’da karaciğer toksisitesi). Genellikle iyi tolere edilirler ve erişkinde en sik yan etki olan mide rahatsızlığı, çocuklarda nadirdir. Değişik NSAII’lerin birlikte kullanımı gerekli değildir fakat nadiren, birinin ise yaramadığı durumda diğeri etkili olabilir. Eklem iltihabı üzerindeki belirgin etki haftalar süren tedaviden sonra ortaya çıkar.

2) Uzun etkili anti-romatizmal ilaçlar: İkinci asama ilaçlar NSAII’ler ve steroid enjeksiyonlarıyla yapılan tedavilere karşın ilerleyici poliartrit geliştiren çocuklarda önerilir. Bu ilaçlar daha önce başlanmış ve sürdürülmesi gereken NSAII tedavisine eklenir. Çoğu ikinci asama ilacın etkisi, ancak haftalar ya da aylar süren tedavi sonunda tam olarak ortaya çıkar.
İlk tercih edilecek ilaç düşük doz haftalık metotreksattır. Çoğu hastada etkilidir. İltihap giderici etkinliği vardır fakat ayni zamanda, bilinmeyen mekanizmalarla, bazı hastalarda tam iyileşme sağlayabilir. Genellikle iyi tolere edilir; mide yakınmaları ve karaciğer enzim düzeylerinde artış en sık görülen yan etkilerindendir. Toksisite olasılığı tedavi boyunca izlem ve düzenli laboratuvar incelemelerini gerektirir. Vitamin olan folik asitin tedaviye eklenmesi yan etki riskini azaltır.
Salazopirin, JİA’da etkinliği gösterilmiş diğer bir uzun etkili ilaçtır fakat genellikle metotreksattan daha zor tolere edilir. Salazopirin ile olan deneyimler metotreksat ile olanlardan daha kısıtlıdır. Özellikle entezit ile ilişkili artritlerde kullanılır. Siklosiporin A ve leflunomide gibi erişkinlerde yararlı olan ilaçların JİA‘daki etkinliğini sınırlıdır. Siklosporin, steroide dirençli makrofaj aktivasyonu sendromunun tedavisinde değerli bir ilaçtır. Bu sendrom, JİA’lı olgularda özellikle de sistemik JİA’da iltihabi süreçlerin şiddetli aktivasyonunu izleyerek görülen ve hayati tehdit eden bir komplikasyonudur. Yaklaşık 15 yıl öncesine dek JİA tedavisinde yoğun olarak kullanılan altın tuzları, hidroksiklorokin ve D-Penisilaminin artık yalnızca tarihi değeri kalmıştır ve tedavide hiç kullanılmamaktadır.

3) Biyolojik ilaçlar: Son yıllarda iltihabi süreçlerin başlıca aracısı olan tümör nekrozis faktörü (TNF) seçici olarak bloke eden anti-TNF denen ilaçların (biyolojik ajanların) bulunması ile tedavide yeni aşamalar ortaya konulmuştur. Ülkemizde etanersept ve infliksimab bulunabilmektedir. JİA’da kullanım endikasyonu olan ise etanersepttir. Tek başına ya da metotreksat ile birlikte kullanılır ve pek çok hastada özelikle poliartriti olan hastalarda etkilidir. Etkileri oldukça hızlı ortaya çıkar ve son zamanlarda güvenilir oldukları gösterilmiştir. Yine de, olası yan etkilerinin ortaya konması açısından uzun süreli izlemler gereklidir. Bütün diğer ikinci asama ilaçlar gibi bunlar da düzenli tıbbi kontrol altında kullanılmalıdır. Anti-TNF ilaçlar çok pahalıdır. Elde edilmeleri daha çok sosyal güvenlik kurumları ile olasıdır. Anti-TNF ilaçlardan etanersept ile kronik romatizmalı çocuklarda çok etkin tedavi sonuçları elde edilmiştir. Etanerseptin yanı sıra üveiti olan çocuklarda infliksimab ve adalumimab ile de etkin sonuçlar alınmıştır.

4) Kortikosteroidler: Kullanılabilen en etkili iltihap çözücü ilaçlardır. Fakat uzun süreli kullanımda, osteoporoz ve büyüme duraklaması gibi çok önemli yan etkileri görülebildiği için yüksek dozda kullanımları kısıtlıdır. Bunun yanı sıra, diğer tedavilere dirençli olan sistemik bulguların ve hayatı tehdit eden sistemik komplikasyonların tedavisinde, ayrıca ikinci aşama ilaçların, etki etmesini beklerken, akut hastalığın kontrolü için ara ilaç olarak da kullanılabilirler. Kortikosteroidler çoğunlukla düşük doz ile kullanılır. Eğer sistemik bulgular ön planda ise 3 ya da 5 doz yoğun yüksek doz olarak kullanılabilir. İridosiklit tedavisinde yerel steroidler (göz damlası) kullanılabilir. Daha ağır olgularda göz küresi çevresine steroid enjeksiyonu ya da sistemik steroid verilmesi gerekebilir. Fakat kortikosteroidlerin JİA tedavisinde en etkin kullanıldığı durum aktif eklemlere uygulanan eklem içi enjeksiyonlarıdır.
-Eklem içi steroid enjeksiyonları: Bir ya da birkaç eklem tutulduğunda ve eklem hareket açıklığının azaldığı (ağrıya ikincil) durumlarda kullanılabilir. Enjekte edilen ilaç uzun etkili steroid preparatıdır. Triamsinolon heksasetonid ya da metilprednisolon asetat uzun süreli etkisinden dolayı (aylarca süren) yeğlenir. Kan dolaşımına geçişi çok düşüktür. Uzun süreli izlemde gösterilmiş ciddi yan etkileri bulunmamaktadır. Eklem içi steroid enjeksiyonları yolu ile sistemik ilaç kullanım sıklığı da azalmaktadır. Uygun koşullarda eklem içindeki artmış eklem sıvısını boşaltmak ve yeniden oluşmasını engellemek için eklem içine girilir. Sıvı boşaltıldıktan sonra yerine kortizon yapılabilir. Bir yıl içinde aynı ekleme 3’den fazla ve bir aydan kısa aralıklar ile uygulanmadığı taktirde hiçbir zararı yoktur.

Jüvenil spondiloartropati (JSpA) ve Jüvenil ankilozan spondilit (JAS) nedir?

Birçok özelliği ile JİA’ya benzer. Başlangıç yaşı genellikle 10 yaşından sonradır, ve erkek çocuklarında daha sıktır. Hastaların %70 kadarında HLA-B27 testi pozitif olarak bulunur. Özellikle diz, ayak bileği, kalça ve leğen kemiği ile omurgayı birleştiren sakroilyak eklemleri tutar. Topuk ağrısı oldukça tipiktir. Sedef hastalığı ve iltihaplı barsak hastalığı seyri sırasında da benzer bir tablo ortaya çıkabilir. Bazen artrit, deride sedef plaklarından veya ishalden önce gelişebilir, onun için ailede benzer yakınmalar olması yol gösterici olabilir. Hastalığın ileri dönemlerinde bel, boyun ağrısı, göğüs genişlemesinde azalma, omugada kamburluk ortaya çıkabilir (JAS). Ancak erken tanı ve etkili tedavi ile artık ciddi şekil bozuklukları eskisi kadar sık görülmemektedir. Egzersiz, özellikle yüzme tedavide çok önemli bir yer tutmaktadır. İlaç tedavisi JİA’dakine benzer.

Kategori: Prof.Dr. Özgür Kasapçopur, Yazarlar