Tereyağ mı? Margarin mi?

21 Aralık 2015 Devamı

Sağlıklı bir insanın günlük enerjisinin \% 50 sini karbonhidrattan yüzde 35 ini yağdan ve yüzde 15 ini protein kaynaklı besinlerden alması gerekiyor. Demek ki vücudumuzun yüzde 35 yağa ihtiyacı var.

Yağ ihtiyacının 1/3 ünü doymuş yağlardan, 1/3 ünü tekli doymamış yağlardan ve kalan 1/3 ünü de çoklu doymamış yağlardan alınmasının önerildiğini, gördüğünüz gibi hep tü kaka diye adlandırılan doymuş yağların bile vücudumuz tarafından ihtiyaç duyulduğu ortadadır. Zaten yapılan araştırmalarda da artık bu yönde sonuçlar elde edilmeye başlandı. Geçtiğimiz günlerde tereyağı aklandı diye birçok haber görmüşsünüzdür. Aklanan aslında tereyağı değil doymuş yağların sağlığımıza bilindiği kadar olumsuz etkisinin olmadığıdır.

TEREYAĞ AKLANDI DA, MARGARİN HALEN KARA MI?
Doğada bulunmayan bu sentetik trans yağ asitlerini maalesef vücudumuz tanıyamaz. Hidrojenlenmiş yağ olarak da bilinen bu yağlar ne kadar hidrojene doyurulursa, o kadar daha katı hale dönüşürler. Ayrıca birçok sağlıklı yağı da ısıtarak katı hale getirmeden de trans yağa dönüştürebilirsiniz. Yapılan araştırmalar, trans yağ seviyesi yüksek besinler ile beslenen kişilerin, kalp krizi geçirme riski üç kat daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. Küçük bir yağ olması sebebiyle damara hızla yapışma özelliği de göstermektedir. Bu da kötü kolesterolün hızla artırması demektir. Kanser ve obezite bilinen zararlarındandır. Ayrıca bağışıklık sistemini zayıflatarak diyabet nedeni olmakta ve vücutta lipoprotein A miktarını artırarak kalp hastalıklarını oluşturmaktadır. Bu nedenle birçok ülkede trans yağı yasaklanmakta veya gıdaların içerisindeki miktarı minimuma indirilmektedir.

Bu teknolojiler ile birlikte trans yağ içeriğini \%1 in altına kadar düşürmeyi başardı. 2007 yılında da Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı da ürettikleri yağların içerisinde \% 1 in altında trans yağ olduğu için trans yağ içermez ibaresini koymalarına izin verdi.

Bir atasözü vardır. Adı çıkmış dokuza inmez sekize diye. Margarinin de adı çıkmış dokuza inmez sekize. Fakat unutmayalım ki şu anda dünyada üretilen tüm sızma zeytinyağını ülkemize getirsek bile nüfusun \% 10 una bile yetmez. Dolayısı ile eğer yağ yemek sağlığımız için önemliyse kendisini iyileştirmeye çalışan sektörleri de desteklemek bizim görevimizdir. Peşin hükümlü olmak ve gelişmelere gözünü kapalı tutmak yerine, en azında bu alanda eski araştırmaları bir yana bırakıp bu alanda yeni araştırmalar da yapılmasını sağlamalı ve desteklemeliyiz.

Kategori: Beslenme, Genel, Haberler