Çocuğunuzu Öpmeden Bu Haberi Okuyun!

26 Haziran 2015 Devamı

Çocukları dudaklarından öpmek dalak yırtılmasından kalp zarı iltihaplanmasına, menenjitten sarılığa kadar birçok hastalığa yol açabiliyor!

Hiç kuşkusuz çocuklara karşı duyulan sevgi en sık ‘öpücüklerle’ ifade ediliyor. Ancak özellikle çocuklarını dudaklarından öpen ailelerin bu davranışlarından kaçınmalarında fayda var. Çünkü bu masum öpücükler, çocukta dalak yırtılmasından kalp zarı iltihaplanmasına, menenjitten sarılığa kadar ciddi komplikasyonlar oluşturabilen ‘öpücük’ hastalığına yol açabiliyor!

Yakın temas, tükürük ve boğaz salgıları aracılığıyla bulaştığı için halk arasında ‘öpücük hastalığı’ olarak bilinen “Enfeksiyöz Mononukleoz”; sıklıkla Eptein-Barr virüsü (EBV) daha nadir olarak da sitomegalovirüs (CMV) nedeniyle oluşan viral bir hastalık olarak nitelendiriliyor. Hemen her yaşta görülse de, en sık 15-18 yaş grubunda ve 5 yaşın altındaki çocuklarda görülüyor.

Yurtdışı istatistik verilerine göre 5 yaşına kadar Epstein-Barr virüsü ile karşılaşma yüzde 50 gibi yüksek bir oranda seyrediyor. Bu hastalık fark edilmeyecek kadar hafif seyredip hiçbir sorun oluşturmayacağı gibi, yüksek ateş, halsizlik, boğaz ve baş ağrısı gibi yakınmalarla çok ağır da geçirilebiliyor. Üstelik şiddetli seyrettiğinde tedavide geç kalınırsa çok ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor.

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Kuşoğlu, “Bu nedenle ailelerin çocuklarını özellikle dudaklarından öpmekten kaçınmaları çok önemli. Ayrıca ağızlarıyla temas etmiş olan çatal, kaşık ve bardak gibi nesneleri de çocuklarına kullandırmamaları da bir o kadar önem taşıyor. Çünkü virüs tükürük veya ağız salgıları yoluyla çocuğa bulaşarak onu hasta edebiliyor” diyor.

DALAK YIRTILMASI VE KALP ZARI İLTİHABINA YOL AÇABİLİR
Enfeksiyöz Mononukleoz hastalığının özgün bir tedavisi yok. Ancak hastalığın daha hafif seyretmesi için çeşitli yöntemlere başvuruluyor. Kuşoğlu, çocuğun istirahat etmesine ve bol sıvı almasına dikkat edilmezse öpücük hastalığının çeşitli komplikasyonlara yol açabileceği uyarısında bulunarak bunları şöyle sıralıyor: “Karaciğer tutulumu olursa sarılığa dönüşebiliyor. Dalak büyümesi veya yırtılmasına yol açabiliyor. Epstein-barr virüsü merkezi sinir sistemini etkileyip menenjit, akciğerleri etkileyip zatürre, hatta kalbi çevreleyen zarı etkileyip bu zarın iltihaplanmasına (perikardit) neden olabiliyor. Bu yüzden öpücük hastalığında erken tanı yaşamsal öneme sahip olabiliyor.”

2-4 HAFTALIK KULUÇKA DÖNEMİNDEN SONRA BELİRTİ VERİYOR
Enfeksiyöz mononukleroz çocuklarda genellikle 2-4 haftalık kuluçka dönemi sonrasında belirti veriyor. Belirtiler birkaç hafta içinde hafifleme eğiliminde oluyor. Ancak yorgunluk hali ve büyümüş olan lenf bezeleri ile dalak gibi organların tamamen normale dönmesi birkaç ayı bulabiliyor.

• Yaygın halsizlik ve yorgunluk hissi,
• Ateş,
• Boğaz ağrısı,
• Bademciklerde büyüme ve bazen bademcikler üzerinde beyaz iltihap alanları,
• Özellikle boyun lenf bezeleri olmak üzere koltuk altı ve kasık bölgesi dahil tüm vücut lenf bezelerinde büyüme,
• Baş ağrısı,
• Yüzde 50’sinde dalakta büyüme ve karnın dalak bölgesinde dolgunluk hissi,
• Yüzde 20 sinde karaciğerde büyüme,
• Cilt döküntüsü.

BUNLARI YAPMAYIN

• Hastayken çocuğunuzu öpmeyin,
• Tükürük ve ağız salgınızla temas etmemesi için öksürürken ya da hapşırırken ağzınızı kapayın.
• Tükürüğünüz ve ağız salgılarınızla temas etmiş olan çatal, kaşık ve bardak gibi nesneleri ağzına almasına izin vermeyin.
• Ağzındaki besini çiğnedikten sonra çocuğunuza yedirmeyin.
• Diş fırçanızı kullanmasına izin vermeyin.
• Enfekte olmuş nesne ve oyuncaklarla oynatmayın.

ANTİBİYOTİK İŞE YARAMIYOR, BOL SIVI VERMEK GEREKİYOR
Enfeksiyon Hastalıkları Dr. Hülya Kuşoğlu Enfeksiyöz Mononukleozviral bir hastalık olduğu için bakteriyel enfeksiyonlarda kullanılan antibiyotik tedavisinin fayda sağlamadığını belirtiyor. Kuşoğlu enfekte olan çocuğun fiziksel aktiviteden uzak durması, bol bol istirahat etmesi ve yine bol sıvı alması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca ateş yüksekliği durumunda ateş düşürücü ilaç kullanması öneriliyor. Komplike vakalarda, merkezi sinir sistemi tutulumunda, hemolitik anemi veya trombositopeni vakalarında, solunum yolu darlığı gelişmesi halinde nadir olarak kısa süreli kortikosteroid kullanmak gerekebiliyor. İyileşme 2-4 hafta içinde beklense de, bazı durumlarda halsizlik 6 aya kadar devam edebiliyor.

Kategori: Çocuğum, Genel, Haberler