Denize Atlarken Dikkat!

25 Ağustos 2016 Devamı

Uzmanlar, Türkiye’de her yıl 2 bin 86 omurga ve omurilik yaralanma vakasının hastanelere ulaştığını, bin 300 vakanın hastaneye ulaşmadan kaybedildiğini belirten Opr. Dr. Elif Akpınar, yaralıların yüzde 86’sının ilk 6 saatte geri kalanının ilk 24 saatte hayatını kaybettiğini hatırlattı. Opr. Dr. Akpınar, bu vakaların birinci en sık nedeninin trafik kazaları, ikinci sıklıktaki nedenin düşmeler ve üçüncü sıklıktaki nedenin spor yaralanmalarından oluştuğunu söyledi.

Spor yaralanmalarının neredeyse tamamının dalma ve sığ suya atlama sonucu oluştuğunu ifade ederek, yaz aylarında serinlemek için tatile gidenlere uyarılarda bulundu. Dalma ve suya atlamadan kaynaklanan yaralanmaların çoğunlukla 15-25 yaş arası erkeklerde görülüyor. Bunun nedeni tıbbi değil sosyokültürel olup, genç erkekler arasında balıklama atlamanın bir tür cesaret oyunu, güç göstergesi olarak değerlendirilmesi ve delikanlılara özgü bir nevi gösteriş merakından kaynaklanmasıdır. Spinal yaralanma sonucu hastada omurga ağrısı, kuvvet kaybı ve duyu kaybı gibi herhangi bir belirti olduğunda hasta hiç kıpırdatılmadan 112 Acil Yardım aranmalı ve hemen en yakın hastanenin acil servisine başvurulması gerekir. Omur yaralanması her zaman omurilik yaralanması ile beraber olmayabilir. Ancak omuriliğin yaralanma riskinin her zaman mevcut olduğu unutulmamalıdır.

Omurga travması geçiren hastanın derhal grafikleri çekilip kırık veya kırık/kayma olmadığı gösterilene dek immobilizasyonu devam ettirilmelidir. Yanlış taşıma veya korumasız müdahale felçlere hatta ölüme sebebiyet verebilir. Acil serviste yapılan muayene ve görüntüleme yöntemleri sonrasında hastaya tanı konup en uygun şartlarda gereken tedavi yapılmalıdır. Spinal travma sonrası hastada omurga kırıkları, omurganın stabilizasyonunu sağlayan ligaman dediğimiz bağ doku elemanlarda yırtılma, kırılan kemik parçalarının omuriliğe ve omurilikten çıkıp kol ve bacaklarımıza giden sinirlere basması, travmatik fıtıklar, omuriliği saran zarlarda kanama veya kırık olmadan ödem, omurilik yaralanması olabilir.

“SUDA OTURARAK DERİNLİĞİ KONTROL EDİN”
Öncelikle unutmamamız gereken kıyıdan veya yukarıdan baktığımızda suyun derinliğinin her zaman doğru tahmin edilmeyeceğidir. Suyun altında kaya veya benzeri bir cisim olma ihtimalinden daima göz önünde tutulmalıdır. Dolayısıyla en büyük riski bulanık ve dibi görünmeyen sular ve derinliği bilinmeyen havuzlar oluşturur. Yapılan çalışmalar güvenli su derinliğinin en az iki metre olduğunu belirtmektedir. Sonuç olarak ihtiyatı elden bırakmayıp iki metreden daha derin olsa bile genel bir kural olarak suya balıklama atlamak yerine çivileme yöntemiyle atlamayı tercih etmeli, eğer derinliğini tahmin edemiyorsak asla ve asla suya atlamamalı (çivileme dahil hiçbir şekilde atlanılmamalı) oturarak derinliği ayağımızla kontrol ederek yavaşça suya girmeliyiz. Böylece serinleyeyim derken hayatımızın kararma riskini bertaraf edilebiliriz.

Kategori: Genel, Haberler, Sağlık & Güzellik